13 Milyon 350 Bin …

0
361

Bu yıl, orta öğretimde 13 milyon 350 bin öğrenci öğrenim görecekmiş. Bu, büyük bir sayı; birçok ülke nüfusundan fazla. Bu sayı beni korkutuyor, endişelendiriyor, ümitlendiriyor, sevindiriyor.
Sevindiriyor; çünkü gençlik demek ülkenin, geniş ölçekte, insanlığın geleceği demek. Bu topraklarda geleceğin mimarı olacak 13 milyon 350 bin genç var. Ben de bu gençlerin öğretmenleri arasında yer alıyorum; ne güzel!
Ümitliyim; bu gençlere vereceğimiz eğitimle, göstereceğimiz hedef doğrultusunda, özelde, Türkiye’yi, genelde, dünyayı biz şekillendireceğiz. Gençler; annelerini, babalarını, hocalarını aşıyor, örneği az da olsa, güzel eserler ortaya koyuyor, yarınlara mührünü vurmaya hazırlanıyor.
Endişeleniyorum; ya bunları eğitemezsek, yarınlara hazırlayamazsak ve eğitilmiş insan enkazına dönüştürürsek ne olur?
Endişelerim korkuya dönüşüyor; son elli yılda çıkılan ve gelinen noktaya bakıyorum, yapılanlar beni mutlu etmiyor.
Okul çağındaki çocuklara okulların açılmasıyla ne hissettiklerini sorduğumda çoğunun yüzleri asılıyor, ağızlarından hoş olmayan sözler çıkıyor, orta yaştakilerin hiçbiri ilköğretime başlarken duydukları sevinci, heyecanı duymuyor. Çocuklar okullarını sevmiyor. Sevilmeyen bir ortamda yapılan
eğitim – öğretim beni endişelendiriyor. Okulların sevilmemesinin sebebini düşünüyorum. Aklıma “Belli nedenlerden dolayı, acaba öğretmenlerimiz mi öğrencilere okulu sevdiremiyorlar, okulların fiziki yapıları mı okulun sevilmeme nedeni, çocuklar öğrendiklerinden  haz almıyorlar, mutlu mu olmuyorlar, okul ile hayat ve aile gerçekleri arasındaki ikilemin verdiği sıkıntıyı mı yaşayıp buna isyan ediyorlar… gibi sorular, seçenekler geliyor.
Böyle bir sıkıntı varsa, bu devam edecekse ortaya her yıl on üç milyon üç yüz elli bin insan enkazı çıkacak demektir. Budur beni korkutan, budur beni endişelendiren.
Eğitim bir heyecan işidir. Bu heyecanı toplumun her kesimi duymalı. Bu heyecan doğrultusunda projeler üretilmelidir. Başbakan, eğitimi gündemine almıyorsa, Milli Eğitim Bakanı öğretmenlerin duyduğu sıkıntıyı duymuyorsa, öğretmenlerimiz aşkların en güzeli öğrenme ve öğretme aşkı yaşamıyorsa anne ve babalar çocukların gözlerinde biten, zihinlerinde yankılanan öğrenme aşkının tomurcuğunu koklayamıyorsa orada öğrenme olmaz. Öğrenme ve öğretme kolektif olmayı gerektirir. Eğitim, seferberlik anlayışıyla eğlenceye, oyuna dönüştürülürse, bunu yaşayanlara ve yaşatanlara haz verir.
Şimdi, çocuklarımızın elinden tutma, onları on yılların sonrasına taşıma zamanıdır.
Eğitim – öğretim hareketi herkese hayırlı olsun.

 

Kadir Durgun