HAZİNE SANDIĞIMIZ

0
838

 

 

“Yeryüzünde kendinize hazineler biriktirmeyin. Burada güve ve pas onları yiyip bitirir, hırsızlar da girip çalarlar. Bunun yerine kendinize gökte hazineler biriktirin. Orada ne güve ne pas onları yiyip bitirir,ne de hırsızlar girip çalar. Hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacaktır.”  Hazineyi sadece altın para gümüş olarak değerlendirmeyelim. Yaşlı  bir teyze anlatmıştı.Geleceği için evinin direkli tavanında epey  para biriktirir. Uzun zaman sonra biriktirdiği paralarla çarşıya iner.Millet elindeki parayı görünce, anlar ki paranın zamanı çoktan geçmiştir. “Eyvah” der yaşlı teyze, “şimdi hazinem boşa mı gitti.”Sevgili efendimiz(SAV) demişti:“Nefsini bilen rabbini bilir, Rabbini bilen kendini bilir. Biz Allah’ı bilmeyince, hiçbir şeyi bilemeyiz, bildiğimiz her şey de başımıza bela olur. Ne mal, ne hazine, hiçbir şey bize fayda sağlamayacaktır.Ne yazık ki Nefsimizi kirlettik, hayatı kirlettik, kalbi ziyan ettik, güzel yaşamayı terk ettik. vicdanımızı kuruttuk, yüreğimizin yolunu takip etmedik, rabbimizi layıkıyla sevemedik. Ve halden hale geçmeye başladık.Oysa Kuran dedi,nefsini,arındıran kurtulmuştur,nefsini kirleten helak olmuştur.” Yürekten iman edenler hiçbir zaman karanlıkta kalmayacaklardır.Aşk ve ışık erleri, inanç erleri daima yüreklerinde parlayan bir ışık  bulacaklardır. Aydınlanma ve arınma isteğinde olanlar,hayata ve insanlığa  en  güzel katkıyı sunarlar. Allah’a iman, en kuru gönülleri gülistana çevirir, ölü canlara can olur, katılaşmış kalplere derman olur, insan ruhunun en derininde coşkun bir akışa vesile olur. “İsa onlara şu benzetmeyi anlattı: “Zengin bir adamın toprakları bol ürün verdi. Adam kendi kendine, ‘Ne yapacağım? Ürünlerimi koyacak yerim yok’ diye düşündü. Sonra, ‘Şöyle yapacağım’ dedi. ‘Ambarlarımı yıkıp daha büyüklerini yapacağım, bütün tahıllarımı ve mallarımı oraya yığacağım. Kendime, ey canım, yıllarca yetecek kadar bol malın var. Rahatına bak, ye, iç, yaşamın tadını çıkar diyeceğim.’ “Ama Tanrı ona, ‘Ey akılsız!’ dedi. ‘Bu gece canın senden istenecek. Biriktirdiğin bu şeyler kime kalacak?’ “Kendisi için servet biriktiren, ama Tanrı katında zengin olmayan kişinin sonu böyle olur.”  Bir Allah dostu der,“Kabrini hazine sandığın yap ve mümkün mertebe içini Salih ameller ile doldur. Böyle yapıp kabrine girdiğinde, orada göreceklerin seni mutlu edecek.”Gerçekten çok koşturduğumuz, uğruna, acılar ve sıkıntılar çektiğimiz şu hayat bizi mutlu edecek mi en sonunda? Yaşam için biriktirdiklerimiz, bizi mutluluğa götürecek mi? Sadakatle düşününce, şu an girdiğim yol  olması gereken yol mudur.bu yol  beni  nereye  götürecek? Bunu  yeterince düşündüm mü? Her yaşam, soluğunda, hakikate gölge düşürmedikçe ebedi yolumuz nurdan halelerle süslenecektir. Hakikate sevdalı olanlar,cennete ilahi  güzellikle beslenecektir. Acaba kim olduğumuzu tanıyabildik mi? Şahsiyetimizi sevgiyle oluşturabildik mi? Acaba yürek derinliğine inebildik mi? Zorluklara, sıkıntılara, direnen ruhumuz ve kalbimizdi ve biz kalbimizi bunlardan mahrum bırakınca nasıl bunarla karşı mücadele verebiliriz ki? Mükemmel mücadele, inançla mümkündür. “Henry Ford’u ölmeden birkaç yıl önce ziyaret ettim. Yetmiş yaşındaydı.Onca meşguliyetin ve çabanın altında ezilmiş bir adam göreceğimi düşünüyordum. Karşıma bir delikanlı çıktı ve bana dedi ki: “Hadiseleri Allah idare ediyor. Neylerse güzel diyorum ve hiç üzülmüyorum!  Ne kadar doğru insanlar bu idare tarzını keşfettikçe medeniyet gelişiyor.” Dünya ve medeniyet ancak Allah ile güzel olabilir. Güzeller de hep Allah’la olacaktır. O muhteşem kâinatın sahibi olarak, elimizden tutacak, Bizi kalbimizle hayata bağlayacak, aşk ile kendine çekecek, bize güç ve kuvvet olacaktır. Varlığımızın anlamı odur. İnsan bu güzelliği bu muhkem evreni bu eşsiz ahengi bu manalı derinliği idrak etmeden kendini anlayabilir mi? şöyle mana gözüyle bir bak, bak rabbin seni çağırıyor. İnancın olduğu yerde imkanlar ve yeniden başlamalar bitmez. Yaratan Allah’ın adıyla okumalı, yazmalı yaşamalı. Kalbin ve kalemin hakkını vermelidir.Biz ki kalemin ve kalbin medeniyetiyiz. Hakikatle tanışmayan, başarı yollarında, kemendi zirveye bağlayabilir mi? Din ve maneviyat olmadan, Allah olmadan hiç birimiz, ruhumuzun sancılarına,yüreklerimizin acılarına,çözüm bulamayacağız.Kararımız kalbimiz dayanağımız O’nadır, O’ndandır.İnanıyorum ki psikologlar, sosyologlar psikoterapistler vs. dinin ve imanın verdiği, sunduğu reçeteleri çözüm yollarını kullanacaklar.Reçeteye sevgiyi, aşkı inancı yazacaklar. Aksi halde âlem deli divane olacaktır. Ruhlar manasızlık inkisarında kaybolacaktır. Kendini darboğazlar içinde bulacaktır. Cihan O’nsuz kalırsa, başını taştan taşa vuracaktır. Dinsiz, imansız, hayat hiçbir zaman olmadı ve olmayacak. Öyle der Carnegie: “Din olmasaydı bu hayat soytarılıktan öteye geçmezdi. Hiçbir şeyin değeri olmazdı.” İnsanların dinsiz bildiği Nazım Hikmet bile Mevlana’ya olan aşkını bakın nasıl anlatıyor. “Sararken alnımı yokluğun tacı, Gönülden silindi neşeyle acı, Kalbe muhabbetle buldum ilacı, Ben de müridinim işte Mevlana, Ebede set çeken zulmeti deldim, Aşkı içten duydum arşa yükseldim. Kalpten temizlendim, huzura geldim, Ben de müridinim işte Mevlana!”  İnsan kalbinin ilacını ancak Rabbinde bulabilir. Onsuz hayat kalbi yorar. Zahmet ve zulmete sebep olur. Din ve imanda derin sırlar, nice hakikatler vardır. İçimizi nurlandıran, bizi ihya eden ancak ve ancak imandır. İnsan Allah’la huzur bulabilir. İnsan onunla hür ve mukaddes olabilir. Onunla iyiyi doğruyu güzeli bulabilir. İnanç ruhun ve kalbin damarlarına hayat olur, ebedi kurtuluş ve saadet olur. İnsan yüreğinin zenginliğini,  kalbinin evrenini, ruhunun toprağını, ancak imanla zenginleştirip güzelleştirip kemali sağlayabilir.

Dalay Lama şöyle der: “İçimizde bizi insan eden şeyin ne olduğunu tekrar tekrar iyi düşün. Kendi gerçek doğanıza sarsılmaz bir güven geliştirin. Ve kendinize güven kazanın. “Şu ızdıraplı çehreye bak! İçinde kim bilir, ne bitmez istekler ve hevesler, konuklanmıştır. O halde kötülük yapmaya değer mi? Şimdi dayanacak bir gücü kalmayan bu vücut ne kadar çökmüş!  O ihtiyarlığın, acizliğin ve sefaletin bir yuvası imiş gibi yıkılıp gitmiş. Hayatın sonu ölümdür. Sonbahar kabakları gibi şuraya atılmış olan bu beyaz kemik yığınını görerek nasıl iyi insan olmazsın?” Gözlerini gökyüzüne çeviren adam ölümün pençesinden, fenalıklardan kurtulur, hakikati görür.” “Şimdiki çağda zengin olanlara gururlanmamalarını, gelip geçici zenginliğe umut bağlamamalarını buyur. Zevk almamız için bize her şeyi bol bol veren Tanrı’ya umut bağlasınlar. İyilik yapmalarını, iyilikten yana zengin, eli açık ve paylaşmaya istekli olmalarını buyur. Böylelikle gerçek yaşama kavuşmak üzere gelecek için kendilerine sağlam temel olacak bir hazine biriktirmiş olurlar.”

RAMAZAN ÇETİN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here