Mursi’nin Şehadetini Kirletmek

0
410

Bilinen tarihin ilk gününden itibaren yaşananları düşününce aklıma gelen tanımlama şu oldu: “Kötülükler Ülkesi Mısır”

Kötülükler ülkesi Mısır’da bir Yusuf vardı. Çağdaş Yusuf Mursi var, diyorduk ki artık o da yok. Hakk’ın hakkaniyetin adamıydı o. Yüreğimizde yaşıyor. Hakk’ın ve halkın düşmanları onu birden yok edemediler, milim milim öldürdüler, bilinmeyen bir yere gömdüler. Cahiller, aptallar; yüreklere gömülenlerin, tarihin her döneminde dipdiri olduğunu düşünemiyorlar. “Zalimler için yaşasın Cehennem!” Sevenleri, arkasından, “Dünyada bir azaldık, Cennette bir arttık.” dediler.

Mursi’in mahkeme salonundaki şüpheli ölümünü müteakiben sosyal medyada hissiyatımı şu cümlelerle ifade ettim: “Mursi şehit edildi, biz şahidiz. Örnek hayat, örnek ölüm. Mekanı Cennet, örnekliği ölümsüz olsun. Amin.”

Her insan, duasının ve davasının adamıdır. Kişi, duasıyla yaşar, davasıyla anılır. Mursi’in duası ve davası neydi? Duamız kadar bize değer veren Rabb’im, Büyük Gün’de ona, neyle ilgili sorular soracak? Mursi, kabul edilmiş bir duanın, kazanılmış bir davanın neferi olarak mı hesap verecek?

Ona “Demokrasi şehidi” diyorlar. Bir türlü kabullenemedim bu tanımlamayı. Dünya egemenlerinin, demokrasi adına işledikleri cinayetleri, kurdukları tuzakları, sömürdükleri insanları, çıkardıkları çatışmaları, ürettikleri fitneleri gördükçe daha da itici geldi bu tanımlama bana. Batı kaynaklı bu sözcüğün, içinde en keskin zehri taşıyan altın kupa olduğuna, uzun gözlemlerimden sonra iyice inandım. Üzerinde çok miktarda zehirli hançer saklayan şuh bir kraliçe sanki demokrasi. Dünyada demokrasiyi temsil ve ihraç ettiğini iddia eden hangi ülkenin elinde zehirli hançer olmadığını söyleyebiliriz? İyi örnek bulmakta zorlanıyorum, bulamıyorum. Halkının helal oylarıyla seçilen başkan Mursi’in, iktidardan darbeyle indirilmesi de “demokrasi” ile izah edilmişti. Irak’ta, Suriye’de, Libya’da suçsuz yere öldürülenler, kanlarıyla, demokrasi vampirinin garnitürü yapılmadılar mı?

Demokrasi, kirletilmiş kelimedir. Bu kelimeyi; üreticileri, savunucuları, uygulayıcıları, temsilcileri kirletmiştir. Mursi, demokratik yöntemle iktidara gelmiş, Hak adına, halka hizmet için irade ortaya koymuş bir şehittir. Demokrasi şehidi değil, “Hakkaniyet Şehidi”dir. Şehadetinin sebebi, hakkaniyet; öldürülmesinin sebebi, demokrasi düzenbazlarının uşağı olmamaktır.

Mursi, şüphesiz öldürülmüştür, o şu an ölüdür. “Allah yolunda öldürülenler (şehitler) için “ölüler” demeyin, hayır onlar diridirler; fakat siz bilemezsiniz.” ayeti, bedeni bir yokluğu değil, davanın canlılığını, örnekliğinin devamını anlatır. Bunu anlamayanlar, ayeti idrak edemeyen gafiller ve her şehadetin bir diriliş olduğuna inanmayan hainlerdir. Onlar, inanmasalar da dünya dönüyor, gece ve gündüz birbirini kovalıyor.

Zâlim, eşyanın ve gerçeklerin yerini değiştirir; kâfir, eşyayı ve gerçekleri gizler. Mursi’nin, dahili ve harici, çağdaş firavunlara karşı verdiği mücadelenin izahını yanlış yapmak, onun hakkaniyet adına gösterdiği kutlu direnişi küçümsemek, yok saymak, “Haksızlığa boyun eğmeyin, anneler ve babalar çocuklarına ‘Sizin ecdadınız adam gibi adamdı.’ diyecekler.”sözlerini duymazlıktan gelmek, Mursi’ye karşı yapılmış bir zulümdür, genel davranış olarak bir küfürdür. Bilgi ve birikimi yüksek, davasında ölümüne samimi, dünya sistemini ve gerçeklerini iyi bilen, yüksek bir entelektüel düzeye sahip, keşif ve tahlil kabiliyetiyle tam bir otorite kabul edilen Mursi üzerinden birilerinin kendine pay çıkarması, onun şehadetini istismar etmesi ve merhumun zor elde edilen bütün üstün özelliklerine rağmen onu itibarsızlaştırmaları, birleştiricilik çabalarından ayrılık tohumları üretmeleri, Mursi’in şehadetini kirletmektir.

Necip Fazıl’ın “Mehmet’im, sevinin, başlar yüksekte! / Ölsek de sevinin, eve dönsek de! / Sanma bu tekerlek kalır tümsekte! / Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir! / Gün doğmuş, gün batmış, ebet bizimdir!” dizelerindeki manayı anlayanlar, Mursi’yi de anlamışlardır. Ebet inancına sahip biri için ölüm, bir yer değiştirme eylemidir. “Ölüm”ü bir “son”, zulmü bir ibadet kabul edenler ise, hem kendilerini hem dünyayı hem manayı kirletmektedirler. Zulüm ile abat olanlar, sonlarının berbat olacağını bilmelidirler.

Ölüm, temizlik; şehadet, diriliştir. Yaşamak, toplumsal; ama sınav, bireyseldir.

Kadir Durgun

kadir@kadirdurgun.com