NASIL BİR EĞİTİM?

0
779

                                                    

         aslan kral bütün hayvanları toplamış,yeni nesil,gelecek  için eğitim, öğretim yol   ve yöntemlerini  konuşuyordu. Herkesten faydalanmak,değerli görüşlerinden istifade etmek istiyordu.çünkü eğitim, hayatın ışığı ve ormanın geleceğiydi.eğitim hayatın temeliydi.eğitimsiz bir neslin geleceği karanlıktı.önce tecrübeli ayı söze başladı,efendim bizim eskiden  beri uyguladığımız, yol ve yöntemlerimiz var.onları takip edelim.klasik olan her zaman iyidir.biz atalardan böyle gördük.ataların her dediği doğrudur.onların  yolundan şaşmayalım.peki der, aslan kral.başka görüşü olan var mı? zarif ü zürafa dedi. saygıdeğer defendim! benim kanaatim, şu, ataların yolunu bırakalım.onlara bağlanıp kalmayalım.onların yol ve yöntemleri, geçmiş  zamanda  idare  ederdi. ama şimdi farklı.her çağın bir ruhu vardır.her zamanın şartları farklıdır. her maden farklı işlenir.değişim, yaşamın temelidir.yaşam değişim üzerine yürümelidir.öğretmen,yürüyen aklı ve değişimi öğretmelidir. artık klasik eğitim işe yaramaz.bunlar hep denenmiş,yol ve yöntemlerdir.tamamen modern,olan yeni yol ve yöntemler bulalım.eski eskimiştir,yeni yollar elzemdir..geçmişin sayfasını kapatmalıdır..bunun üzerine,aslan   düşünür düşünür ve bilge kaplumbağaya döner. sayın bilgem, siz ne dersiniz? deyince,şöyle sessizce yerinde duran,herkesi sükünetle dinleyen kaplumbağa,yavaşça meydana  gelir,etrafı süzer,hayvanların bakışlarından elektrik almaya da çalışır.çünkü herkesin kendisini dinlediğinden emin olmak ister.öyle ya dinleyen varsa konuşmalı,konuşan varsa dinlemeli, derdi.herkesi   ağırbaşlılıkla inceledikten sonra şöyle başlar!

       efendim buraya eğitimi ve  geleceğimizi konuşmak için toplandık. elbette tüm kardeşlerimin,  değerli görüşlerine saygım var, ancak ben daha  farklı düşünüyorum.öyle bir nesil yetiştirmeliyiz ki düşünen,soran, sorgulayan bir nesil olmalı.ne sadece ağzını kulanan,ne sadece aklını kullanan,ne sadece kalbini kullanan,bir nesil olsun.öyle bir eğitim modeli olmalı ki, kafaya, kalbe, bedene, hayata, yaşama  toptan bir bakış  ve derinlik  açısı katmalı,insanı el üstünde tutmalı.bu model eğitimle yetişen nesil,hayal edebilen, sözlerin ve kelimelerin gücünün farkında  olan, dili anlamın evreni  olduğunu bilen,bilgi ve hikmeti iki kanadı kılan,yaşamına şiirin zenginliğini katabilen,müziğin aşkın sesi olduğunun farkında olan,rüya görmenin,başarının temeli olduğunu bilen,tüketimden ziyade üretmeyi,hedefleyen biri  olmalı.

     su aktığı toprağa nasıl hayat  olursa,güneş  doğduğu yere nasıl ışık  olursa, eğitimde olduğu yere hayat olmalı, hayat vermeli ve ışık  vermeli. kalemin ve kalbin gücünün,evrensel değerlerle buluşup yepyeni ufuklara nasıl yol gösterdiğini görmeli/göstermeli. mana ışığının zayıf  olduğu yerde eğitim yoktur.bilgiye yaklaşımın bilinmediği yerde medeniyet yoktur.öğrenciyi heyecanlandırmayan,yüreğini yaşama hazırlamayan,soru ve sorunlara  farklı yaklaşım ve çözme becerileri kazandırmayan, hiçbir eğitimde,öğretimde hayır yoktur. eğitimin  kanunları,  ne  tamamen geçmişin  yasalarına dayanmalı ne de sadece modern dünyanın gölgesinde kalmamalıdır.kalbi olmayan bir  eğitimin,eğitimi  olmayan bir kalbin  ne kendine ne de başkasına faydası olmayacaktır.yaşam dünün  ve bugünün karışımıdır.yaşam bugündür! içinde yaşadığımız andır.

   mesela matematik sadece sıkıcı hesaplardan, geometrik şekillerden, açılardan üçgenlerden, köşelerden ibaret midir? matematik, yüreklerde ve  zihinlerde yaşamı inşaa edecek bir  heyecan rüzgarına sebeb olmuyorsa,şuur ve bilinç dalgaları estirmiyorsa, ne diye  mekanlar, zamanlar ve zihinler işgal edilir ki? niye bu yoldan gidilir ki? matematiğin aslında kalbi   ve ruhu çizdirmemenin  bir hesabı olduğunu,aklın ve  vicdanın   bir heyecanı olduğunu,kalbe zeka kazandırmanın,zekaya ruh kazandırmanın, yaşamı hesaplı düşünerek,düşündürerek, özgür ve özgün yaşamanın adı  olduğunu unutmamalıdır.hekaza bu  heyecanla, aşka kapı açan metafizik bir simülasyon  akışı olduğunu bilmek gerekir.matematiğin  temeli birdir,bir herşeyin temelidir.öğrenen ve öğreten bunu bilmelidir.bir olmadan hiçbir şey olmaz, olamaz.matematik, hayatır, yaşamın kendisidir….ağlayarak matemağik dersine girenler, elbette sıklarak çıkacaklardır.matematiğin sevimsiz bir yüzü olduğunu kim  iddia edebilir ki? edebiyat,ebediyatın  kendisidir.edepli olan insanlığın efendisidir!ebedi  olmayı,ebedi olanı anlamayan,varolmanın,aşk dolu heyecanını ve yaşamın şiirsel bir ifadesi olduğunu,hatta  insanın edebiyatın öznesi olduğunu,özü olduğunu neden idrak etmiyoruz ki?  bir iki tanım ve kafiye çeşidinin,birkaç şiiri ve şairi tanımanın,bilmenin,ya da biri iki beyti,  ezberlemenin adı edebiyat olmasa gerek.kalbin  frekanslarını, ruhun elektriğini, sevgiye,aşka,dirilişe, ayarlamayan,insan özünün ayarını ezeli ve ebedi olana bağlamayan, ruhun toprağına aşkı duyurmayan, heyecandan yoksun bir ders ve eğitim bize ve neslimize bir şey  kazandırmaz. hakeza tarih dersi, tarihi olayları sırlamak ve tarihleri ezberlemek/ezberletmek  olmadığı gibi, toplumsal  coşkuyu  ruhun  vadisine sürmeyen, cemiyeti tefekkür yıldızlarıyla buluşturmayan, bir tarih, tahrif olmaz mı? yine bir psikoloji ve mantık,bireysel ve toplumsal değişimin ilke ve prensiplerini,cemiyetin fazilet ve birlikte yaşama cevherini, üstün insan olmanın karakter ve  kodlarını şahsiyet ve kimlik oluşturma görevini,bilinç ve şuurunu vermiyorsa ne diye boşa vakit harcamak…ne diye nefes almak. özden yoksun,ruhsal yücelmenin,ahlak ve erdemin kanatlandırıcı  zirvesine taşımayanbir eğitim, bir ders, israf değil mi?

ruhun yeşil bağlarına, kainatın,yüce dağlarına,allah’ın evrensel ayetlerine, kalbin ve yüreğin coğrafyasına kavuşturmayan bir coğrafya söyleyin ne iş yapar? ruhun basınç boyutunu,kalbin sevgiyle dalga basıncını,yüreğin hal değişimini,yaşamın farklı dalga yollarını, değişken zihin ortamlarını,ruhu ve mana bütünlüğünü sağlamayan, fiziğin ötesinde,  bir ruh ve mana birlikteliği geliştirmeyen, karakter inşaası ve eylemde sözde ve düşüncede tutarlılık çekim gücü oluşturmayan,öfkenin erime noktasını öğretmeyen,sabrın direnç kutuplarını göstermeyen,beynin mezofaz noktalarını,sevgiyle aydınlatmayan, ve insanlık ve kendini  sevgisi aşılamayan,karakteri kristalize etmeyen,düşüncenin donmamması için,nedir gereken bütün bunları  vermiyorsa,kılavuzluk etmiyorsa ne diye fizik.?hakeza,insanın eşrefü mahlukat olduğunu,yeryüzünün güzelliğini insan olduğunu,ruhun ve kalbin dünyasından düşünce ve fikir sentezleme akışı sağlamayan,aklın kimyasal reaksiyonlarla  iletişimini   göstermeyen,düşünceye canlılık ve renklilik katmayan,insanın  bu alemde en mükemmel varlık olduğu bilincini,şuurunu öğretmeyen,sadece hücrenin yapı taşından  bahsedip gönlün ve ruhun  kalbin ve yüreğin yapı taşlarını,döşemeyen,biyoloji ne işe yarar? Hücrenin enerji gereksinimini belirten ama,insan özünün,hangi enerjiyle ayakta durduğunu durması gerektiğini  belirtmeyen,açık dolaşımla,kanın kalbe dönmesini  öğretip,kalbin Allaha dönmesini belirtmeyen,,absorbsiyon ile hücrenin bir enerjiyi emebilme potansiyelini gücünü öğretip, nefsin aklı nasıl  emebildiğini izah etmeyen,ikisini  birleştirip insan özüne hizmet etmeyen,bir karakte üzerinde etikili olan genden saatlerce bahsedip de,kalbin ve ruhun üzerinde etkin olan aşkın geninden bihaber,dış ve iç deriden değişimden haber  verip ruhun ve karakterin değişim günücnden,sözetmeyen,kimliği bozan antijenleri ifade etmeyen,biyoloji ne kadar eğitime   hizmet eder.

    sayın kralım! orman sadece görüntüden mi ibaret!  akış ve yaşamın, gönlün ve kalbin,gönlün ve ruhun kimyasını Allaha yöneltmeyen,değişimin,dönşümün,gelişimin kimyasını ifade etmeyen,madenin ayırt edici özelliklerini sayfalarca ifade eden,ama ruhun,aklın,kalbin ve nefsin birbirinden ayırt edici  temel ve  özelliklerini  hesaba katmayan, kimyanın ne önemi var.sadece sayılara odaklanarak,ezberlere takılarak,fikir ve düşünce oluşturmadan,kendini tanımaya,eser üretmeye,gönlü  beslemeye götürmeyen bir eğitimden hayır çıkar mı acaba?eğitimin bir kalbi olmalı,kalpsiz sürünen bir solucan gibi olmamalı eğitim ve ders.

öğretmen yaşamı an bean inşa edendir! her ders yeni bir sanat ve sevgi mimarisinin, akıl ve bilgelik yollarının zarafet ve erdemini,sunmalıdır.eğitimli insan kendine yetendir,kendisini sevendir! eğitim,sevginin,sevmenin gerçek mahiyetini bilmektir.eğitim elmas gibi olup hertürülü bozulmaya karşı direnebilmek,dayabimektir.güzelliği ve erdemi sevmektir.ne herşey kitaptır,nede kitabın dışında! dersini bir çiçeğin kalp inceliğiyle işleyen öğretmen sonsuzluğun toprağına ve  dünyanın yüreğine bilgelik ışıltıları salmıştır.öğrencinin yüreğine yol bulmayan hiçbir öğretmen,ne öğretmen ne de eğitmen  olamaz.eğitmenlik,öğretmenlik gönül  mimarlığıdır,insan  ve ruh mühendisliğidir.öğretmen her çağa ve her zamana sözü olandır.öğretmen rüzgar gibidir,öğrenci bir başaktır.başak rüzgarın estiği yöne göre  eğilir.hiçbir yol ve  yöntem aşkın ve sevginin,içtenlik ve samimiyetin   yerin tutamaz.hayata kalbiyle bakan,yaşamı bir gülü kokllar gibi seven  bir neslimiz olmalı efendim.yasaların değil,vicdanın ve imanın kontrol ettiği bir insan,bir öğrenci en büyük geleceğimizdir.soru sormanın vadisini  canlı tutan,merak etmenin işin temeli olduğunu bilen bir öğretmen, zorlamaz,merak ettirir,düşündürür.sever,sevdirir.

Unumayalım!

Sevgiyle dolanda dostluk ve iyilik vardır, sevgiyle dolanda incelik ve nezaket vardır, sevgiyle dolanda sabır ve selamet vardır, sevgiyle dolanda dürüstlük ve emniyet vardır, sevgiyle dolanda kibarlık ve letafet vardır, sevgiyle dolanda insanlık ve ihsan vardır, sevgiyle dolanda yaşam ve yürek vardır, sevgiyle dolanda hak ve hakikat vardır, sevgiyle dolanda akış ve bakış vardır, sevgiyle dolanda yürüyüş ve yükseliş vardır, sevgiyle dolanda ruh ve iman vardır… Sevgi katlanmaktır, inanmaktır, erişmektir, güzelliğe kavuşmaktır. Sevginin armağanı yine sevgidir. (ramazan çetin)

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here