Siz Hangisisiniz veya Kaderimizi Kim Yazıyor?

3
684

Gerçekleşmesi mümkün, şöyle bir senaryo kuralım: Birkaç arkadaşınızla birlikte sohbet ediyorsunuz. Orta derecede samimi olduğunuz bir arkadaşınız size selam vermeden yanınızdan geçti. Onun arkasından neler düşünürsünüz?

  1. Herhalde beni fark etmedi,
  2. Arkadaşlarımdan çekindi,
  • Arkadaşlarım arasında beni meşgul etmek istemedi,
  1. Beni bir nedenden dolayı görmezlikten geldi,
  2. Beni küçümsedi,
  3. Artık benimle görüşmek istemiyor,
  • Bir derdi olabilir,
  • …..

Arkadaşınızın bu davranışıyla ilgili yapacağınız her yorum, sadece sizin kişiliğiniz, düşünceniz, duygularınızla ilgili olacaktır. Hoşgörülü iseniz, “Beni fark etmedi.”, kötümserseniz, “Beni küçümsedi.” diyeceksiniz. O günkü düşüncenize göre, bu davranışa bir mana vereceksiniz. Verdiğiniz o mana, sizin onunla ilişkilerinizi belirleyecek ve o kişiyle ilgili kaderiniz olacak.

Bunlardan bir tanesini, “Arkadaşımın bir derdi var, yardıma ihtiyacı olabilir.” düşüncesini, tercih edelim ve gidip kendisine, “Beni fark etmediniz, çok dalgınsınız, bir sıkıntınız varsa benimle paylaşmanızı arzu ederim, dostluğumuz gereği bunu sizden talep ediyorum.” derseniz, tahmininiz yanlış da olsa, hem kendinizi aşmış hem arkadaşınızı fethetmiş olursunuz.

Arkadaşınızın size selam vermemesinin, sizin hiç düşünmediğiniz bir nedeni de olabilir.

 Siz buna göre tavır koyup ya ilişkilerinizi tamamen keser ya da buzdolabına kaldırabilirsiniz. “Tavşan dağa küsmüş, dağın haberi olmamış.” rolü de oynayabilirsiniz. Arkadaşınızı izlemeye de alabilirsiniz. Onun dedikodusunu da yapabilirsiniz. Yaptığınız iyilikleri saymaya, olur olmaz yerlerde konuşmaya başlayabilirsiniz. Onun aslında ne kadar kötü biri olduğunu düşünebilirsiniz. Öfkenizi, aklınıza egemen kılıp ona fiziki şiddet de uygulayabilirsiniz. Onu küçümser, ona karşı mobbing uygulayabilirsiniz. “Sahibini dövemeyen, köpeğini döver.” misali, hiç alakası olmayan çocuklarına dahi zarar vermeyi düşünebilirsiniz. O anki veya daha sonraki düşünceleriniz, sizin o kişiyle ilgili ilişkilerinizi belirleyecektir.

Peki, düşündüklerimizin hangisi doğruydu, sonuç ne oldu? Sonuçta gülmek de var ağlamak da…

Hangi düşünce bize ne kazandırır, ne kaybettirir, diye bakmak lazım. Şu bir gerçek: Düşünceler, duygularımızı oluşturuyor; duygularımız, davranışlarımızı; davranışlarımız, alışkanlıklarımızı belirliyor; alışkanlıklar, karakterimizi biçimlendiriyor; karakterimiz ise kaderimiz oluyor. Bu, matematikteki a, eşittir b; b, eşittir c; o halde a, eşittir c gibi. Geçişkenlik özelliği…

Kaderimizi biz yazıyoruz aslında. Allah, adına “kader” denen yasayı yazmıştır. Doğum, ölüm yasası gibi.. Fizikteki “yerçekimi” ve “suyun kaldırma kuvveti” yasası gibi… Kader yasasının içini biz dolduruyoruz. Neyi düşünürsek, senaryoyu nasıl kurgularsak dünya sahnesinde onu oynuyoruz. İşimize gelmediğinde yazdığımız oyununun, hem öznesi hem nesnesi olarak, “kader” realitesini suçluyoruz. Ne kadar büyük yanlışlık, ne kadar büyük günah… Allah bizim kötülüğümüzü istemez ki… Bu manada bir çaresizlik veya öfke eseri olarak “Kader utansın!” demek, kişinin yaratılış yasasını anlamadığının ifşasıdır ya da bir art niyetin patlamasıdır.

 İnsan insanın kurdudur, doğrudur; insan müşkül varlıktır; bu da doğrudur. Ama insan aynı zamanda kendinin de hem kurdu hem müşkülüdür. İstersek hem kendimizin hem birbirimizin sevinci olabiliriz. Buna bir mani yok. Yeter ki düşüncelerimizi doğrultalım. Doğru düşünelim, doğru yaşayalım, güzel bir kaderimiz olsun. Kaderimiz(?) de utanmasın biz de utanmayalım.

Kaderimizin mimarı olan düşüncelerimiz, hep temiz kalsın … Bir şey kaybetmeyiz.

kadir@kadirdurgun.com

 

3 YORUMLAR

  1. Kıymetli hocam,
    Bendeniz de, Necip Fazıl’ın;

    “Kader, beyaz kağıda sütle yazılmış yazı
    Elindeyse beyazdan, gel de sıyır beyazı ”

    mısralarına inandım yıllarca. Ta ki mubarek Kur’an’ı, anlama gayreti ile okuyuncaya kadar…
    Selam ve hürmetlerimle…