Siz, Nesiniz, Neyin Derdindesiniz?

0
282

Yaşı altmış civarındaki bir arkadaşım, çözümünde çaresiz kaldığı bir sırrını paylaşmak istediğini, sıkılarak söyledi. Konunun mahremiyetine dikkat çekerek “Bir gün sosyal medya vasıtasıyla, yeni emekli olduğunu söyleyen bir erkek, benimle yazıştı, derdini yüz yüze anlatabilmek için dükkanıma geldi, bana ‘Fazla bir şey değil, sadece senin karın olmak istiyorum.’ dedi. Bu isteğinin bir sapkınlık olduğunu kendisine ifade ettim. Ben şimdi buna nasıl yardımcı olayım?” cümleleriyle sıkıntısını dillendirdi. Ben de aklımın yettiğince bir şeyler söyledim.

Yine, oğlu cinsel sapkınlığa düşen bir babanın mahcubiyetine ve kızı yanlış ilişkilere giren annenin ezikliğine şahit olmuş, bu insanları teselli etmek adına söyleyecek söz bulamamıştım. Cinsler arasındaki yanlış tercih ve yönelişlerin, tedaviye muhtaç hastalık olarak algılandığı dönemden, sanki bu ilişkilerin, özgürlüğün gereği olarak övünçle yaşanması gereken zemine sürükleniyoruz.

Konu, sapkınlık ve sapıklık. Son çeyrek asırdır buna LGBT diyorlar. Bu sapkınlığı yapanlar çok da cesurlar. Cesaret değil, cüretkarlık bunlarınki. Bir azgın güruh ki haklarında bir laf söylesen linç ediliyorsun. Sapıklığı hak olarak görmemek, insan haklarına saygısızlık, demokrasiye aykırılıkmış. Daha ötesi suçmuş. Hepimizi evlere hapseden koronavirüsün nedenleri üzerinde zihin jimnastiği yapanlar, bu sapkınlığın doğuracağı sonuçları da, tarihi verilerden de yararlanarak, düşünmelidirler.

Diyanet işleri başkanı, geçen hafta, temiz toplum oluşturma, insanlığın ıslahı adına, sanırım içinde yaşadığımız bunalımlı dönemle ilişkilendirmek için “Ey insanlar! Geliniz, taharete önem verelim…  Gelin, İslam’a göre haram olan sigara ile topyekûn mücadele edelim…  Ey İnsanlar, İslam zinayı en büyük haramlardan kabul ediyor. Lûtîliği, eşcinselliği lanetliyor. Nedir bunun hikmeti? Hastalıkları beraberinde getirmesi ve nesli çürütmesi. Yılda yüz binlerce insan gayri meşru ve nikâhsız hayatın İslami literatürdeki ismi zina olan bu büyük haramın sebep olduğu HIV virüsüne maruz kalıyor. Geliniz, bu tür kötülüklerden korunmak için birlikte mücadele edelim.” dedi. Dedi de ne oldu?

Yer yerinden oynadı. Başkan’a karşı başlatılan linç kampanyası, bize “Meğer memlekette ne kadar ne varmış?” dedirtti. Sapkınlığı ve meşrulaştırmak için her türlü çığırtkanlığı yapanlar dışında, adına “Baro” denen birtakım hukuk kurumlarının, söylenme zaman ve zeminin uygunluğu ayrıca tartışılsa da, samimi düşüncelerle ve makam sahibi birinin sorumluluk duygusuyla dillendirilen sözlerine tepki vermesini anlayamadık. Ankara Barosu şunları söyledi: “Şaşkınlığımız; sesi çağlar öncesinden gelen bu şahsın, bir devlet kurumunun başında oturup söylemini kutsal sayılan değerler üzerine inşa ederek halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmesindeki kan kokan cüreti sebebiyledir” 

Aynı konuda, iki kurumun değerlendirmesindeki kutuplaşmayı görünce birden karamsarlığa düştüm. Diyanet, Baro’nun bu ağır ve aşağılayıcı eleştirisini hak eden ne yapmış, diye yazıyı bir daha okudum. Söylenenden benim anladığım şu: “Pislik bir hastalık sebebidir. Sigara da bir pisliktir. Cinsel sapma da bir pisliktir. Bu pislik HIV virüsünü doğurur. HIV, nasıl aids hastalığının sebebiyse koronavirüs de kovid-19’un sebebidir. Doğadaki yanlış ve hunharca uygulamalarımız yüzünden şimdi kendimizi evlerimizde karantinaya aldık, hapsettik; yanlış cinsel yönelişler sebebiyle de Lut kavminin akıbetine uğrayabiliriz. Her sıkıntının altında insanoğlunun, kendisi için Yaratan’ın belirlediği sınırları aşması ve sapkınlığı vardır.”   

Baro’nun linç bildirisinden de şunu anlıyorum: “Ölçüsünü Kur’anî söylemlerden alan ve Allah tarafından belirlenen her türlü kural bizim için çağ dışıdır ve biz bilimperestler olarak bunlara karşıyız. Sigara dahil her türlü pislik, bizim tercihimizdir. Kimse, gay veya lezbiyenliğimize laf edemez. İslamî düşünce ve ölçü, devlet işleyişinde ve sosyal yapıda geçerli değildir. Din, Diyanet İşleri Başkanı tarafından istismar edilmiş, Başkan, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmiştir. Bu cüretkarlık, kavga ve kan dökme sebebidir.”

Başta İzmir Barosu olmak üzere birkaç Baro bu doğrultuda görüş bildirdi. Ankara Barosu daha sonra “özrü kabahatinden büyük” denecek bir açıklama yaptı.

Bazı kafalara, bazı gerçekleri anlatmak çok zor. “Seküler Mankurt” diyorum ben bunlara. “Ön yargıları değiştirmek, atomu parçalamaktan zor.” der Einstein. Türler arasındaki karşıt cinslilik, belli hazların tatmini için değil, nesillerin devamı içindir. Bu, hem Allah’ın yasasıdır hem biyolojinin gereğidir. İnsan türünde erkek neyse, koyunlarda koç, keçilerde teke, ineklerde boğa, tavuklarda horoz aynıdır. Varlığın hakikatine aykırı konuşmak, cahillik; fıtrat yasalarına savaş açmak, cüretkarlıktır, dalalettir.

Biz biliyoruz ki masum haliyle bir rahatsızlık olan cinsel sapma, evrensel anlamda, dünyaya hükmetmek, insanlığı türünü bozarak sürüleştirmek isteyen gizli güçlerin projesidir. Onlar, oluşturdukları fonlarla hedef ülkelerdeki kurumları ve kişileri desteklemektedirler. Şimdi sormak lazım: “Siz nesiniz, ne adına bağırıyorsunuz, derdininiz ne?” Size “kimsiniz” bile diyemiyorum.

HIV’den bir şey anlamadınız, koronavirüsten ders çıkarın. Neyi nerede yanlış yaptık, yapıyoruz, deyin. Fıtratla oynamayın. Siz adını ne koyarsanız koyun ben: “Allah, kendi koyduğu yasayı değiştirenleri, kendine karşı savaş açanları affetmez.” diyorum. Hatırlatırım: Nemrut, Firavun, Zeus; her biri tarihin çöpü oldu, savaşı kaybetti.

Kadir Durgun

kadir@kadirdurgun.com  

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here