Suriyelileri Geri Göndermek

0
442

Ülkemizde yaklaşık dört milyon Suriye vatandaşı barınıyor. Bunların iaşelerini beş yıldır Türk hükümeti, dernekler, vakıflar finanse ediyor. Ülkemize geldikleri ilk günden itibaren üzerlerinde yardım elimiz eksik olmuyor. İnancımız odur ki, “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.”

Suriyelilerin zorunlu göç etmesiyle ülkemizde oluşan sıkıntılar, medya gündeminden düşmüyor: Kendi ülkelerini savunmak varken bundan niçin yüksündükleri, ülkemizde ekonomik kambura sebep oldukları, sokaklarda dilendikleri için görüntü kirliliği yaptıkları, çalıştıkları iş yerlerinde asayişsizliğe ve istikrarsızlığa yol açtıkları, ileride ülkemizin başına bela olacakları dillendiriliyor.  Bunların hiçbiri olmayacak şeyler değil; ama olacakları da kesin değil.

Birkaç olay paylaşalım, tespitte bulunalım. Bir emekli astsubaydan dinledim: Görevli olarak kendisi ve bir arkadaşı Suriye’ye giderler. Suriye devletinin verdiği bir arabayla giderken kırmızı ışıkta dururlar. Suriyelilerin kırmızı ışıkta durma alışkanlıkları pek yoktur. Arkalarından gelen bir motosiklet bunlara çarpar. Araç zarar görür, kişi yaralanır. Kazadakiler karakolluk olur. Ceza bizimkilere kesilir ve hasarı ödemeleri istenir. Gerekçe şudur: Bunlar Türkiye’den gelmeselerdi, kırmızı ışıkta durmayacaklardı ve arkadan gelen motosiklet bunlara vurmayacaktı. Böyle bir mantık olabilir mi? Böyle çalışan bir mantık, devleti temsil edebilir mi?

Gaziantep’te yaşayan bir arkadaşımla sohbet ediyorum. Hayır amacıyla bir gün çadırda yaşayan Suriyelileri toplar, onlara “Şu markete gidin, ihtiyaçlarınızı alın, paranızı masrafınızı ben karşılayacağım.” der. Herkes ihtiyaçlarını raflardan temin eder, arkadaşımız ödeme yapmak için kasaya geçer. Kadınların aldıklarının yüzde sekseni makyaj malzemesidir. Arkadaşımız, ödeme yapmaktan vazgeçer. Şimdi bu durumu neresinden okuyup izah edeceğiz? Yine petrol istasyonunda tanıştığım bir Suriyeli delikanlının iki hafta sonra orada çalışmadığını görüp patronuna sorduğumda: “Ağabey, onlar en fazla on gün çalışır, sana haber vermeden işi bırakıp giderler.” cevabını almıştım.

Anlatılan hadiseler hiç iç açısı değil. Bunlar için denebilir ki, bunlarda vatan sevgisi, devlet geleneği, sözün önemi ve bağlayıcılığı yok. Bunlar kabile kültürüne sahip, güven vermeyen insanlar. Henüz sosyalleşmemiş, hayattaki önceliklerini belirleyememiş kişiler.

Bütün bunlar, Suriyelileri geri göndermeye yeter mi? Şimdi kendimizle yüzleşelim:  1. Suriye’den kaçan, sığınacak sıcak bir yer arayan, ülkesi bir hiç uğruna harap olan kişi siz olsaydınız ne yapardınız? 2. “Âdemi kurtarmak, âlemi kurtarmaktır.” müjdesini bilseydiniz yine böyle mi düşünürdünüz? 3. Suriyelilerin varlığına karşı çıkmanız, ideolojik körlüğünüzden veya sizi insani değerlerden uzaklaştıran ön yargılarınızdan kaynaklanıyor olabilir mi? 4. Yoksa biz de algılarla yönetilen dünyanın piyonu olduk da farkında mı değiliz? 5. “Ekonomiye yük oluyorlar, üretime bir katkı sağlamıyorlar, beleş yaşıyorlar.” tezi ile bir yakınmada ve beklentide olmak, bizim yardımseverlikten öte bir tüccar mantığına sahip olduğumuzu göstermez mi? 6. Her durumda Suriyelileri ve onlara kucak açan Türk hükümetini suçlamak, yaşanan olayları iyi analiz edemediğimizi ve bu konudaki art niyetli propagandaların mahkûmu olduğumuzu ifade etmez mi? 7. Karaya vuran balinayı kurtarmak için seferber olduğu halde milyonlarca insanının ölümüne seyirci kalan, belki de bunu alkışlayan, duyarsız, ikiyüzlü, sözde medeni Batı ile bizi aynı seviyeye düşürmez mi?

Sorular çoğaltılabilir, gerekçeler üretilebilir. Kimin, neyi, niçin, nerede, nasıl, ne zaman söylediğine bir bakalım. “Suriyelileri geri gönderelim.” diyenlerin daha çok, bu insanlara yardım etmeyenler, ideolojik  fanatikler, tarihi ve geleceği yanlış okuyanlar olduğunu göreceğiz. Böyle bir derdi olmayanlar, derin vicdan sahipleri zaten birbirlerini biliyorlar. Onların böyle bir sıkıntısı yok.

Unutmayalım, tarih haritasının sınırlarını çizenler, olaylar karşısında duruş sergileyenlerdir. Bugünler de geçer; ama tarih yazar.

kadir@kadirdurgun.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here