Vicdanı Kuvvetli İnsan Hürdür

0
232

Hürriyet, kişinin yetkisi ve gücü oranında, aklına gelen her şeyi söylemesi ve yapması mıdır yoksa kişiyi harekete geçiren güçlerin eylemlerini yetkisi ve gücü oranında frenlemesi midir?

Girecekleri çok önemli sınavın sorularını ele geçiren arkadaşlardan biri önceden ezberlediği cevapları kullanıyor ve sınavı başarıyor, diğeri fırsat eşitsizliği olacağı için sorulara hiç bakmıyor ve sınavda başarısız oluyor. Muhtarlık seçimlerine katılan iki adaydan biri seçmenlerine kaşla göz arasında mükerrer oy kullandırıyor, diğeri böyle bir yola tevessül etmiyor. Mükerrer oy kullandıran bir oy farkla seçimi kazanıyor. İlçede yaşayanların, onun ismini duyunca yürekleri ağızlarına geliyor. Çünkü o, kimden para alsa iade etmez, kimin çocuğuna vursa ona karşı konulmaz, istediği tarlaya girer, ürünü toplar, hatta kızı alır. Ama ona kimse ses çıkaramaz.

Hür, kimdir, bu insanların hangisi hürdür? Her dürtüsünü sorumsuzca gerçekleştiren mi, hesap verme derdi olmayan mı hür kişidir? Eşitlik, adalet ilkesine aykırı hareket eden öğrenci mi, seçmenlerine birden fazla oy kullandıran muhtar mı, her istediğini elde etme gücüne sahip, korku yayan çete reisi mi hürdür?

Hürriyetimizi yapabildiklerimizle mi yaşamış oluruz yapamadıklarımızla mı? Hürriyet, nefsin kazancı mıdır, vicdanın otoritesi midir?

Batılı bir tarihi şahsiyetin “Bu iş çok hoşuma gitti, mutlaka bir yanlışlık vardır.” dediği rivayet edilir. Japonların “Bu yemek çok lezzetli, demek ki zararlı.” dediklerini bir yerlerde okumuştum. Yine bize ait “Keser döner, sap döner; bir gün hesap döner.” ve “Alma mazlumun ahını; çıkar aheste aheste.” sözleri bir yaşanmışlığın ifadesidir.

Kişiyi yöneten muharrik yani itici güçten ve frenleyici yani yasaklayıcı iki güçten söz edebiliriz. Tahrik edici güç, insana soru çaldırır;  yolsuzluk, usulsüzlük, hırsızlık, gasp yaptırır ancak frenleyici güç bu eylemlerin icrasına “Dur!” der, bir gün bu eylemlerin hesabıyla yüzleşeceğimizi ihtar eder. İleride hesap vermemizi gerektirecek her eylem, kölelik zincirimizin halkasıdır.

Çocuklarımız konuşmayı nasıl olsa öğrenecekler, onlara susmayı öğretmeliyiz. Ağızdan çıkan söz, yaydan çıkan ok gibidir; geri dönüşü olmaz. Dedikodu, iftira, zina, iltimas, torpil, rüşvet; özgürlüğümüzü kemiren birer kurttur.

Hür insan aciz, hürriyet bir acziyet değildir. İçindeki kötü duyguların isteklerine karşı koyma iradesi gösterebildiği için ilahi bir güce sahiptir. Bu ilahi gücün adı, hürriyettir.

Nurettin Topçu “Var Olmak” adlı eserinde, “Gerçek hürriyete sahip insan, görülüyor ki, birçok hareketi yapma iktidarından sıyrılmış, kendini kurtarabilmiş insandır. Her şeyi yapabilen bir şaki, her türlü suçu işlemeye kabiliyetli bir psikopat, hür değildir. Bilakis pek çok hareketi yapma kudretsizliğine irade ile sahip olan kimse, hür olabilir.“ der.

Patavatsızlığın adı, açık sözlülük oldu; kaynağı belli olmayan paranın veya yasallığı onaylanmamış bir malın alımı, satımı liberal ekonomi oldu; akla gelir gelmez söylenen, ancak üç gün sonra çöpe atılacak veya sahibinin yüzünü kızartacak her türlü sözün adı, özgür düşünce oldu. İnsanlığın ulaşabileceği son medeniyet olarak lanse edilen ve “genellikle ifade özgürlüğü, inanç özgürlüğü, basın özgürlüğü, serbest ticaret, sivil haklar” şeklinde açıklanan  liberalizm, bir bakıma vicdan otoritesini da yok saydığı için, insanlığın köleliğine yok açtı.

Hürriyet, ilahi bir lütuftur; kod adı, vicdandır. Eğitimde hedef olarak gösterilen “fikri hür nesiller” yetiştirmek için vicdanların kirletilmemesi, yani temiz kalması yeterlidir.

İlahi gücün yatağı vicdanların kodları değiştirilmediği sürece kişi hürdür. Hür insanlardan oluşan hür cemiyetlerde de kötülükler barınma imkânı bulamaz. Ne mutlu, hep beraber hürriyet havasını soluyabilenlere, hürriyet şarkısını söyleyebilenlere!

Kadir Durgun

kadir@kadirdurgun.com